3 Eylül 2012 Pazartesi
Okullar Açılacak İşte
Yaklaşık bir aydır dışarı çıkmıyorum, bir ay.
Bugün dershane başlayacak diye dün bana bir şey oldu bir anda, gözlerimi açamadım, midem bulandı. Bu huyumdan gerçekten acayip şekilde nefret ediyorum. Baya bi nefret ediyorum ama; öyle böyle değil.
İşte bu sabah da midem bulanmaya başladı, sonra yüzümü yıkadım falan ama o kadar heyecanlıydım ki. Hep oluyor; okulun ilk günü de olacak sanırım böyle saçma sapan bir şey.
İşte sonra dershanede yiyecek bir şey almaya karar veremeyince süt aldım, diğer teneffüs de süt aldım, diğerinde de. Böyle gidersem belki boyum uzar, bir bakmışsın 1.75 olmuşum. Çok süper olurdu, cidden.
Bu mevsimde grip olmak gerçekten hoş bir şey değil. Gözlerim kocaman şişti, sesim çıkmıyor, burnum akıyor. Ama kışın grip olunca fena olmuyor açıkçası; okula gitmiyorsun, evde kitap okuyabiliyorsun ve televizyon izleyebiliyorsun.
Hani okul alışverişi yapmaya gidiyorsun ya, çok hoşuma gidiyor o. Okulun en sevdiğim kısmı. Defter, kalem falan alıyorsun. Çok güzel.
Okulların açılmasına çok az kalmadı bence. Çok da fazla değil ama çok da az değil. Yaz çok çabuk geçti işte. Yaz ödevlerine başlamadım, öyle de bir sorunum var.
Etiketler:
dershane,
glee,
okul,
okulların açılması,
okulun ilk günü
6 Haziran 2012 Çarşamba
Çarşamba
Pazartesi ve Salı okula gitmemiştim. Bugün gitmek zorundaydım. O yüzden gittim. Sınıfta dört kişiydik. Geçen dönem son Perşembe gittiğimde üçtü:
İlk önce iki kişiydik. Diğer kız da sınıftan en nefret ettiklerimden biriydi. Beklerken zil çaldı. Bizi başka sınıflara yollayacaklar diye çok korkuyorduk. Sonra biri daha geldi. Bütün dersler film izledik. Öğleden sonra gezi vardı. Konserimsi bir şeydi ama aletleri tek tek tanıtıyorlardı. Orkestrada. Geziye giderken otobüste sessiz sinema oynuyorduk. Bir öğretmen gelip çok ses çıkardığımızı söyledi ve hepimizi ayrı yerlere oturttu.
Bu dönem 4 kişiydik; üçü de sınıftan en nefret ettiğim kızlardı. Ama bunlar böyle sınıfın bir köşesinde gülüşüyorlar kendi kendilerine, ben nasıl sinir oluyorum. Sanki "Ben en üstteyim hahaha ezik" der gibi tavırları, konuşmaları var bi de.
İlk ders film izledik. Sonra müdür bütün öğretmenlere film izletmeyeceklerini, test çözdüreceklerini söylemiş. O yüzden test çözdük. Sonra Melekler ve Şeytanlar'ı izledik.
Sonra alabildiğim kadar kitabımı toplayıp eve geldim. Tab ettirdiğim fotoğrafları fotoğrafçıdan aldım. Bence okulun son Perşembe günü okula gitmek mantıksız. Gerçekten çok eğlenceli ama tek kişi kalma ihtimali de var.
Yaz tatiline tam 2 gün kaldı. Sadece 2 gün.
İlk önce iki kişiydik. Diğer kız da sınıftan en nefret ettiklerimden biriydi. Beklerken zil çaldı. Bizi başka sınıflara yollayacaklar diye çok korkuyorduk. Sonra biri daha geldi. Bütün dersler film izledik. Öğleden sonra gezi vardı. Konserimsi bir şeydi ama aletleri tek tek tanıtıyorlardı. Orkestrada. Geziye giderken otobüste sessiz sinema oynuyorduk. Bir öğretmen gelip çok ses çıkardığımızı söyledi ve hepimizi ayrı yerlere oturttu.
Bu dönem 4 kişiydik; üçü de sınıftan en nefret ettiğim kızlardı. Ama bunlar böyle sınıfın bir köşesinde gülüşüyorlar kendi kendilerine, ben nasıl sinir oluyorum. Sanki "Ben en üstteyim hahaha ezik" der gibi tavırları, konuşmaları var bi de.
İlk ders film izledik. Sonra müdür bütün öğretmenlere film izletmeyeceklerini, test çözdüreceklerini söylemiş. O yüzden test çözdük. Sonra Melekler ve Şeytanlar'ı izledik.
Sonra alabildiğim kadar kitabımı toplayıp eve geldim. Tab ettirdiğim fotoğrafları fotoğrafçıdan aldım. Bence okulun son Perşembe günü okula gitmek mantıksız. Gerçekten çok eğlenceli ama tek kişi kalma ihtimali de var.
Yaz tatiline tam 2 gün kaldı. Sadece 2 gün.
22 Nisan 2012 Pazar
Kitap Fuarı
Dün kitap fuarına gittim. Fuardan Momo, Kediler Güzel Uyanır ve Gregor ve Gri Kehanet kitaplarını aldım. Alaycı kuş iğnesini buldum. Bulunca çok sevindim, hemen aldım.Birkaç tane tanıdık gördüm fuarda. Çok nefret ettiğim bir kız bana bakıp hafiften gülümsedi. Kızın üstünde de almayı istediğim ama sonradan bulamadığım tişörtten vardı. Onun yanında birkaç tanıdığım daha vardı. Onlardan da nefret ediyorum. Başka bi yerlere gittim.
Fuardan çıkmam gerektiği zaman bir türlü çıkamadım. O kadar kalabalıktı ki. İlerledim baya, çıkış yazan yere gittim. Burdan çıkarmıyoruz dediler, başka yere yolladılar. Ama her yer gittikçe kalabalıklaşıyordu. Bir çıkışa daha gittim, oradan da çıkamadım. Sonra sora sora bir yol buldum, çıkabildim. Sanırım gittiğim yerler çıkış değildi. Ya da onun gibi bir şeyler.
Sonra bir yerlere gittik, dönerken metroya binmem gerekiyordu. Bir kadına metroya nerden gidebileceğimi sordum. Kadın dedi ki "Karşıya geç, ordaki kaldırımın ordan dolan, yana git. Biraz yürü.". Karşıya geçmek için bekledim o kadar, yürüdüm yürüdüm, sonra kadının dediği yerden karşıya geçtim. Geldiğim yerin arka sokağı olduğunu fark ettim. Karşıya geçmeden gelseydim daha kısa olurdu dedim, yürümeye devam ettim. Sonra buldum metroyu. Bindim. Üç istasyon gitti, son istasyon dedi. Sonra yanlış metroya bindiğimi anladım, doğrusuna bindim. Eve gittim sonra.
2 Şubat 2012 Perşembe
Kar Yağdı
Hava durumu, kar yağarken bile 8 derece ve yağmurlu gösteriyordu İzmir'i. Ama kar yağdı. Çok üzülüyordum yağmıyor diye. Bugün çok mutluydum.
Hemen birkaç arkadaşımı çağırıp dışarıya çıktım. Arabaların üzerindeki karları alıp birbirimize attık. Sokaklarda bir sürü kişi vardı ve herkes birbirine kartopu atmaya çalışıyordu. Baya oynadık. Sonra kardan adam yapan adamları gördük. Biz de kardan adam yapmaya çalıştık.
Önce karları toplayıp şekil verdik. Sonra yerimizden memnun olmadığımız için başka bir yere gitmeye karar verdik. Kardan adamın kafasıyla gövdesini ayırdık, kucağımıza gövdesini alıp taşıdık. O sırada dondum. Giderken 5 - 6 yaşlarında iki tane çocukla karşılaştık. Bize kartopu attılar. Geldiler, kardan adama vurdular. Gövdesini bozdular kardan adamın. Çok sinir oldum onlara. Sen uğraş, taşırken bozsunlar. Bir daha yaptık. Üzerine şapka, dal, ip; ne varsa koyduk. Çok şirin bir şey oldu. Sonra da orada bozacaklarını bildiğimizden dolayı bizim eve koymaya karar verdik.. Gövdesi çok ağırdı. Hepimiz gövdesini kaldırdık ve asansöre koyduk. Her yer su oldu. Kardan adamı buzluğa koymayı düşünmüştüm ama kar kirli olduğu için buzluğa koymadım. Balkona koydum. Şu anda balkonda duruyor. Gözleri ve düğmelerini oluşturan o cisimler yerde. Erimeye başladı ama.
Şimdi baktım da karlar erimiş, pek kar kalmamış. Yağmur yağıyor biraz biraz.
Hemen birkaç arkadaşımı çağırıp dışarıya çıktım. Arabaların üzerindeki karları alıp birbirimize attık. Sokaklarda bir sürü kişi vardı ve herkes birbirine kartopu atmaya çalışıyordu. Baya oynadık. Sonra kardan adam yapan adamları gördük. Biz de kardan adam yapmaya çalıştık.Önce karları toplayıp şekil verdik. Sonra yerimizden memnun olmadığımız için başka bir yere gitmeye karar verdik. Kardan adamın kafasıyla gövdesini ayırdık, kucağımıza gövdesini alıp taşıdık. O sırada dondum. Giderken 5 - 6 yaşlarında iki tane çocukla karşılaştık. Bize kartopu attılar. Geldiler, kardan adama vurdular. Gövdesini bozdular kardan adamın. Çok sinir oldum onlara. Sen uğraş, taşırken bozsunlar. Bir daha yaptık. Üzerine şapka, dal, ip; ne varsa koyduk. Çok şirin bir şey oldu. Sonra da orada bozacaklarını bildiğimizden dolayı bizim eve koymaya karar verdik.. Gövdesi çok ağırdı. Hepimiz gövdesini kaldırdık ve asansöre koyduk. Her yer su oldu. Kardan adamı buzluğa koymayı düşünmüştüm ama kar kirli olduğu için buzluğa koymadım. Balkona koydum. Şu anda balkonda duruyor. Gözleri ve düğmelerini oluşturan o cisimler yerde. Erimeye başladı ama.
Şimdi baktım da karlar erimiş, pek kar kalmamış. Yağmur yağıyor biraz biraz.
20 Ocak 2012 Cuma
Şubat Tatili
Demin yatağımın üstünde çikolata bırakmıştım. Erimiş, sıvı bir şeye dönmüş. Yatağın üstüne yattım, üstüm çikolata oldu. Bilgisayarım da onun üzerindeymiş, bilgisayarın kart ve mikrofon girişi çikolata oldu. Peçeteyle uğraştım biraz ama baktım çıkmıyor, bıraktım. Hala çikolata duruyor öyle. Yatağımdan da çıkmadı.
Deminden beri Twitter'da Facebook gibi sohbet edenleri izliyorum. Bir de şeye sinir oldum ben ya. Kızın teki gelmiş, benim Twitter'da binden fazla takipçim var diyor. Ama bir şey diyemedim. Tebrikler de diyemedim. Neden tebrikler diyeyim ki?
Dün sınıfta üç kişiydik biz. Eğlendik ama. Zaten gezi vardı. Bugün de okula gittim, karne aldım, geldim. İngilizce öğretmenimiz değişik bi'film seçmişti. Belgesel gibi. İzlemek istemedik, oyun oynadık. Sonra da karne alıp geldik.
Karne alırken bir de fotoğraf çekiyorlardı. Geçen sene bildiğin ödev dağıtır gibi dağıtılmıştı. Bu sene tek tek gittik, fotoğraf çektirdik öyle. Karneyi alırken ben o kadar heyecanlandım ki. Bir de nasıl gülümsediğim belli değildi.
İyi tatiller :)
18 Ocak 2012 Çarşamba
Kar Yağmıyor Buraya
Eve gelir gelmez Şubat Tatili için verilen ödevleri yaptım. Genelde verilen tatil ödevlerini son gün yapardım. Ama oturup bitirdim hepsini.
Buraya kar yağmaması benim şanssızlığım gibi bir şey herhalde. Kar görmeyi o kadar çok isterim ki. Okulun neredeyse %80 kadarı konuşuyorlar, Uludağ'a gideceklerini söylüyorlar, sonra ben niye üzülüyorum. Kar görmeyeli o kadar oldu ki. Çok özledim karı. En son gördüğümde otobüste giderken mola vermiştik. Sonra ben bir tümseğe çıkmıştım. Yatmıştım oraya, yuvarlanmıştım. Eğlenmiştim. Yaşadığım yerde kar yağmıyor. Çok gıcık bir şey, yani ne bileyim çok seviyorum karı. Ama kardan adam yap deseler beceremem mesela.
Çok küçükken teyzemin evinin bahçesinde kardan adam gibi bir şey yapıyordum. Sonra yukarıda beni izleyen biri olduğunu fark ettim. Ama kadın teyzeme çok benziyordu. "Teyze sana ne oldu?" diye bağırdım. O kadar korktum ki. Kendimi korku filmlerindeki çocuklardan biri falan sandım herhalde. Hani masumca oyun oynarken bir anda herkesin yaşlandığını fark edenlerden. Sonra onun başka biri olduğunu anladım. Nasılsınız diye sordum, durumu idare ettim.
Şubat Tatilinde nereye gideceğimizi bilmiyorum ama lütfen kar yağan bir yer olsun. Lütfen.
21 Aralık 2011 Çarşamba
Mutlaka Yapılması Gereken Şeyler
Yumurtayı eline alıp sık. Ama soyulmamış olsun. Ve haşlanmamış. Sonra patlasın. Yerleri boşver, eğlen.
Grafiti yap. Ama çok abartma. Boyanması yasak olan yerler var. Ama duvar kirlenebilir. O yüzden kağıda yapmak daha iyi sanırım. Kağıda grafiti yap. Sprey boyalarla.
Bir de çamurda zıplayabilirsin mesela. Çok eğlenceli olur. Çamurda zıplayıp her yere çamur saç.
Bir de bu şarkı çok güzel.
12 Aralık 2011 Pazartesi
Award Ödülleri
1.Ödülü bize veren kişiye teşekkür ediyor ve linkini veriyoruz.
Volante'ye çook teşekkür ediyorum :)
http://yagmurunyagmasiyidir.blogspot.com
2.Hakkımızıda 7 gerçek paylaşıyoruz.
1. Normalde çok içime kapanık biriyim. Eskiden, hep eski arkadaşlarımla birlikteydim. Çünkü konuşamıyordum kimseyle. Ama şimdi birazcık azaldı.
2. Uzun binaları sevmiyorum ben. Aslında korkuyorum. Üstüme düşecekler gibi geliyorlar. Uzun binaların yanlarına gidemiyorum.
3. Bodrum'u ve İstanbul'u çok seviyorum. Bodrum'u sessiz ve sakin olduğu için, İstanbul'u caddelerinden dolayı.
4. Çoğu kişinin sevdiği insanlardan ben nefret edebiliyorum.
5. Hep peluş hayvanlarla uyuyorum.
6. Asosyalim.
7. Aşağılayan, başkalarına arkadaşını rezil eden insanlardan nefret ediyorum.
3.Sevdiğiniz 10 blogcuya ödül verin ve verdiğinizi de haber verin.
Yanlış Anlaşılmış Mahkum
Seymsomething
Misisipi
Mandalinasuyu
Volante'ye çook teşekkür ediyorum :)
http://yagmurunyagmasiyidir.blogspot.com
2.Hakkımızıda 7 gerçek paylaşıyoruz.
1. Normalde çok içime kapanık biriyim. Eskiden, hep eski arkadaşlarımla birlikteydim. Çünkü konuşamıyordum kimseyle. Ama şimdi birazcık azaldı.
2. Uzun binaları sevmiyorum ben. Aslında korkuyorum. Üstüme düşecekler gibi geliyorlar. Uzun binaların yanlarına gidemiyorum.
3. Bodrum'u ve İstanbul'u çok seviyorum. Bodrum'u sessiz ve sakin olduğu için, İstanbul'u caddelerinden dolayı.
4. Çoğu kişinin sevdiği insanlardan ben nefret edebiliyorum.
5. Hep peluş hayvanlarla uyuyorum.
6. Asosyalim.
7. Aşağılayan, başkalarına arkadaşını rezil eden insanlardan nefret ediyorum.
3.Sevdiğiniz 10 blogcuya ödül verin ve verdiğinizi de haber verin.
Yanlış Anlaşılmış Mahkum
Seymsomething
Misisipi
Mandalinasuyu
Küçüklük Fotoğraflarını Gizleyelim Bence
Küçükken o kadar garip giyiniyormuşum ki. Pantolonu çok çekiyormuşum. Fotoğraflara bakınca gördüm. Ve gerçekten iğrenç duruyormuş. Ve birinci sınıfta, sınıfça çekildiğimiz fotoğraflarımızın arasında çok kötü durmuşum.
E nereden bilelim biz o zamanlar; büyüyünce o fotoğrafların Facebook'a koyulacağını.
O zamanları hatırlamıyorum. Hatırlamak da istemiyorum. O kadar iticiymiş ki.
Sonra da, o fotoğraflardan birisinin bulunduğunu ve Facebook'a koyulduğunu gördüm. Resmi büyütemedim bile. Hemen kapattım. Tiplerimiz çok komikti ama.
Uzaktan baktım ama. Ben resimde gülümsediğimi zannedip dişlerimi dışarı çıkarmışım ve dudaklarıma bastırmışım. Bir de o pantolonla.
Sonuç olarak iğrenç bir görüntü olmuş. Diğer kişilere bakamadım ama onlar da benim kadar kötü çıkmışlardır bence. Belki de değildir. Eğer cesaret edebilirsem bakarım ama fotoğraf iğrençti.
Küçüklük fotoğraflarını sevmiyorum. Anı olsa bile.
10 Aralık 2011 Cumartesi
Hoş Geldin Aralık
Aralık'ı bi' ayrı seviyorum. Yağmurun yağması ve yılbaşının kutlanmasından dolayı. Çamurun içinde zıplamayı sevdiğimden dolayı. Hoş geldin Aralık :)
2 Aralık 2011 Cuma
Benimkisi Bir Asansör Rezaleti
Bugün cuma olduğu için çok mutluydum. Gülücükler saçarak servise bindim. Eğlendik baya serviste. Çok güzeldi. Sonra eve geldim. Apartmanın karşısına çantamı koydum, aramaya başladım anahtarı. Sonra en arkasına baktım çantamın. Buldum anahtarı. Apartmanın kapısını açtım, içeri girdim. O heyecanla koşa koşa asansöre binip düğmeye bastım. Sonra asansör aynasının karşısına geçip saçma sapan yüz ifadeleri, ölü taklidi, salak kız taklidi ve benzeri şeyler yapmaya başladım.
Hep düşünürüm iyi ki asansörün içinde kamera yok. Yoksa batmıştık biz!
...derken kapı açıldı. Ben, iki elim yanaklarımı sıkarken ve dilimi çıkarmış bir halde kadına aynadan baktım. Yüz ifadesi korkunçtu ve sanırım beni deli sandı. Kadına iyi günler deyip asansörden çıktım hemen. Sonra bizim evin kapısına doğru yöneldim. Ama kapının bizim kapının aynısı olmadığını, bu kapının daha koyu bir renkle boyanmış olduğunu gördüm ve kendimi, filmlerde izlediğim; zaman makinesine girip de her şeyin eskiye dönüşünü izleyen insanlardan biri olduğumu sanmıştım. Ama sonradan yanlış katta olduğumu fark ettim . Kadına söyledim ve asansöre bindim.
Sonunda eve geldim ve asansörden kurtuldum. Ne kadan güzel bi' duygu.
25 Kasım 2011 Cuma
Yılbaşına Az Kalmış Meğersem!
Yılbaşı deyince aklıma her yerin bembeyaz olması ve ağaçları sallayınca kafama karların dökülmesi geliyor. Ama rüyamda bile yok. Çünkü yaşadığım iklime uymuyor. Öyle bir şanssızlığım var. Yılbaşını karsız geçiriyorum ben de.
Bir de hiç yılbaşında tombala oynamadım. Yılbaşında evde oturup Noel baba programlarını da izlemedim. İki sene önce yılbaşımı en iyi arkadaşımla geçirmiştim. Ama o çok güzeldi. Eğlenmiştik baya. Ama iki sene önceydi o. Şu anda öyle bir ihtimal yok.
Ayrıca bu yılbaşının nasıl geçeceği hakkında bir fikrim yok. Ama eğer bana sorsalardı kafe gibi bir yer hoş olabilirdi yılbaşı için. Çok kalabalığı seven biri değilim ben.
*Yeni yılınız kutlu olsun şimdiden :)
19 Kasım 2011 Cumartesi
Haftasonu Ödev Vermeseler Okulu Sevmek İçin Daha İyi Bir Neden Olurdu
Her haftasonum aynıdır genellikle. Cuma eve gelince heyecanla bilgisayarı açarım. Gece on ikiye kadar bilgisayarın başında kalırım. Sonra annem uyuyacağını söyler ve ben de uyurum.
Cumartesi günü vapura binerim. Saat Kulesi'ne giderim. Börtü böceğin resmini çekerim. Eve gelirim sonra. Belki dışarı çıkıp kitapçıdan kitap alırım. Eve dönerim. Bilgisayarın başında pinekleyerek çektiğim resimlere bakarım. Sonra bir iki test çözerim. Belki kitap okurum. Sonra yine bilgisayarın başına geçerim. Saat bir civarı yatarım.
Pazar günü saat 10'da uyanıp bilgisayarı açarım yine. Saat 12 gibi yemek yerim. Sonra da ödevlerimin başına geçerim. Evet işte, en sinir olduğum nokta bu. Keşke hafta sonu sadece tatil yapsak. Bence daha güzel olur. Pazartesi günleri öğretmenlere gözleri kapalı şekilde bakan kişiler olmaz en azından. Onlar da tatil modundan çıkın diye bağırmak zorunda kalmazlar.
Evet, çok mantıklı geldi bu bana. Ama sevgili (!) öğretmenlerimiz bize haftasonları on sayfa ödev veriyorlar. Sonra da tatil modundan çıkacakmışız. Dinlenmeye vakit yok ama.
Pazar günleri de saat on ikiye kadar ödev yapıyorum. Öyle düzen kuran bir insanım. Bir haftasonu ödevlerimin hepsini cuma günü yapmıştım. Evet, güzeldi. Ama yapamıyorum artık. Ayrıca daha fazla ödev veriyorlar. Matematikten 10 sayfa ödev var. Haftasonu için. Haftasonu iki güncük bence. Çok abartmamak gerek. Bence haftasonları dinlenmek için koyulmuş. Bizim her an ders çalışacağımızı düşünüyorlar galba.
Yarın hep ödev yapacağım. Gece on bire kadar sanırım. Çok yavaş ödev yapıyorum ve dikkatim çabuk dağılıyor. O kadar eminim ki.
İyi haftasonları :)
18 Kasım 2011 Cuma
Şaka Mısın Google?
Google+ diye bir şey varmış. Girdim internete baktım. Arkadaşlarınızla görüntülü konuşmalar yapın falan vardı. Cazip geldi, üye olayım dedim. Doğum yılımı yanlışlıkla 2000 mi ne yaptım. Sonra da Google bana küçüksün sen dedi. Sonra da hesabım silindi, yesilelmaguzeldirmesela.blogspot.com'a girilmiyor. Blogger'a da giremiyordum. Sonra Google'a e-posta yazmayı düşündüm. Belki affederler falan, bloğum da yeniden açılır diye. Hem de ne yazacağımı bile çok iyi biliyordum. Hem İngilizce hem de Türkçe yazacaktım. Nasıl anlarlarsa diye. Beni affetmelerini isteyecektim ve bloğumu devam ettirmek istediğimi söyleyecektim. Bir o kadar da salağımdır.
Sonra düşündüm, taşındım. Dedim ki "Bunlar öyle bir şey yapmazlar, ben en iyisi bu işten vazgeçeyim. Salak falan sanırlar beni, zaten e-postamı da okumazlar, binlerce e-posta geliyordur onlara." dedim. Sonra da vazgeçtim.
Sonra da zaten Gmail'in adresinin mail-noreply@google.com olduğunu gördüm. No reply yazmışlarsa zaten göndersem de bir işe yaramazdı. Bakmazlardı bile silerlerdi hemen.
Sonra yeni bir Gmail adresi açtım. Telefonla doğrulamamı istediler. Numaramı yazayım dedim. Unutmuşum o sırada telefon numaramı. Düşündüm düşündüm sonunda numarayı hatırladım. Yazdım numarayı. Yanlış olmasın diye aradım kendimi. Meşgul çaldı. Numara doğru yani. Gönderdim Google'a numaramı. Mesajın gelmesini bekledim. Gelemedi. Birkaç saniye sonra geldi. Heyecanlı heyecanlı yazdım o mesajdaki rakamları. Onaylandı. Sonra blog oluşturdum. Eski bloğumla başlığı aynı.
Bir daha öyle şeyler yapmayacağım. Uslu çocuk olup uslu uslu şeyler yapacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











